INSEP Fransa Merkezi'nden beş basketbolcunun taciz olayları nedeniyle kesin olarak ihracı, Fransız spor kurumlarındaki şiddet yönetiminde bir dönüm noktası oluşturuyor.
Olaylar ciddi ve Paris merkezli kurumun verdiği yanıt herhangi bir belirsizliğe yer bırakmıyor. Fransa Merkezi'nden beş basketbolcu, yurtta gerçekleştirilen bir taciz töreni sırasında işlenen şiddet eylemleri nedeniyle kesin olarak ihraç edildi. Beş sporcu daha da cezalandırıldı. Bu karar güçlü bir mesaj veriyor: Bazılarının hâlâ fazla hafif bir şekilde 'gelenek' olarak adlandırdığı çerçevede bile olsa, şiddet eylemleri artık kabul edilemez.
Taciz, farkındalık kampanyalarına ve bu tür uygulamaları yasaklayan yasalara rağmen Fransız sporunda hâlâ devam eden bir vebadır. Genç yeteneklerin gelişimleri için uygun bir ortam bulması gereken spor eğitiminin kutsal mabedi olan INSEP'te bu şiddet eylemleri özellikle şok edicidir. Mağdurlar, genellikle daha genç veya savunmasız olan bu kişiler, yarışmayla hiçbir ilgisi olmayan kötüye kullanılan bir hiyerarşi tuzağına düşerler.
Bu dava aynı zamanda antrenörlerin ve kurumların sorumluluğu meselesini de gündeme getiriyor. Sporcuları mükemmelliğe yönlendirmekle görevli bir yapı içinde bu tür eylemler nasıl gerçekleşebildi? Yurttaki gözetim yetersiz miydi? Bildirim protokolleri düzgün çalışıyor mu? Bu sorular net yanıtlar bulmalı.
INSEP'in bu dosyadaki kararlılığını takdir etmek gerekiyor. Kesin ihracı ağır bir ceza ama gerekli bir ceza. Fransız spor kurumlarının sonunda sorunun boyutunu kavramaya başladığını gösteriyor. Ancak önleme hâlâ anahtar konumda. Genç sporcuları akranlarına saygı konusunda eğitmek, onlara tacizin kabul edilebilir bir geçiş ritüeli olmadığını açıklamak önümüzdeki yılların en önemli mücadelesi olmalıdır.
Fransız spor dünyası şimdi bu kararın içtihat oluşturup oluşturmayacağını görmeyi bekliyor. Diğer kurumlar aynı sıfır toleransı uygulamaya hazır mı olacak? Mağdurların geleceği, ihraç edilenlerin kariyeri kadar önemli.
Taciz, farkındalık kampanyalarına ve bu tür uygulamaları yasaklayan yasalara rağmen Fransız sporunda hâlâ devam eden bir vebadır. Genç yeteneklerin gelişimleri için uygun bir ortam bulması gereken spor eğitiminin kutsal mabedi olan INSEP'te bu şiddet eylemleri özellikle şok edicidir. Mağdurlar, genellikle daha genç veya savunmasız olan bu kişiler, yarışmayla hiçbir ilgisi olmayan kötüye kullanılan bir hiyerarşi tuzağına düşerler.
Bu dava aynı zamanda antrenörlerin ve kurumların sorumluluğu meselesini de gündeme getiriyor. Sporcuları mükemmelliğe yönlendirmekle görevli bir yapı içinde bu tür eylemler nasıl gerçekleşebildi? Yurttaki gözetim yetersiz miydi? Bildirim protokolleri düzgün çalışıyor mu? Bu sorular net yanıtlar bulmalı.
INSEP'in bu dosyadaki kararlılığını takdir etmek gerekiyor. Kesin ihracı ağır bir ceza ama gerekli bir ceza. Fransız spor kurumlarının sonunda sorunun boyutunu kavramaya başladığını gösteriyor. Ancak önleme hâlâ anahtar konumda. Genç sporcuları akranlarına saygı konusunda eğitmek, onlara tacizin kabul edilebilir bir geçiş ritüeli olmadığını açıklamak önümüzdeki yılların en önemli mücadelesi olmalıdır.
Fransız spor dünyası şimdi bu kararın içtihat oluşturup oluşturmayacağını görmeyi bekliyor. Diğer kurumlar aynı sıfır toleransı uygulamaya hazır mı olacak? Mağdurların geleceği, ihraç edilenlerin kariyeri kadar önemli.
Reklam
Kaynak: Ouest-France